Reel Hayal Kırıklığı Kışın ortasında görülen bahara özlem düşünün en güzel deminde, kütt! diye bir sesle yatağımdan fırladım. Odanın içine rüyalarımdaki bahar henüz gelmemiş, hazan mevsiminin kasvetli havası hâkimdi. Kaçamak gülüşler atan güneş ışıklarının içeriye rahat girmesi için perdeye uzandım. Perdeyi açmamla allak bullak olmuş gökyüzü, her an patlamaya hazır öfkeli sabah erkekleri gibi (ben tabiî ki bir bayanım en iyi malzeme de erkeklere bulaşmak rating mevzusu lütfen sinirlenmeyiniz. ...
Türkiye’nin her bölgesinden çeşitli insan gruplarını içinde barındıran Etiler’in varoşu gecekonduların sosyetesi, her metre kareye binlerce lavobatik işlemlerin uygulandığı İstanbul’un müstesnaaaaaaaa semtlerinden birindeyiz. Konumuz bu semtin ücralarında yer alan Işık sokağında geçmektedir. Bu sokağa 1 ay önce düğün dernek kurarak davul zurna eşliğinde bağrından uçurup ellere kattığı al yazmalı selvi boylu Esma’sının dillere destan düğününün izlerini hala taşımaktadır. Esma’nın anası evladından ...
Ölümü düşünmek istemeyiz. Yok olacağını düşünmenin insana hissettirdiği o yıkıcı durumu düşünmektense, yaşayıp, göreceğimiz gerçeği içinde, kimilerimiz dualara sığınıp, kimilerimiz ise duanın gücüne inanmayıp, gerçekliği yok sayarken ve soğukkanlılıkla dile getirirken ölümü, ölüme milimetrik yakın olanların hali nedir diye düşünmeyiz. Nedir hissettikleri, yaşamdan nice beklentiler taşırken geleceğe, hayatlarını altüst eden bir durumla karşılaştıklarında ve düzgün giden yaşamlarına sekte vuran bu ...
Düşüncelerin Deviniminde Zaman Aralıkları Duyduğu sesler karşısında bedeni hafifçe irkilmiş, gözleri titrek bir hal almış, düşten kopamayan beyninde, dışarıdan gelen sesler yankılanmaya başlamıştı, sıkıntılı bir ruh hali içinde hafifçe kımıldanarak ve söylenerek istemeyerek de olsa kulağını dışarıda uykusunu bölen ve huzursuzlanmasına sebep olan seslere verdi. Gürültünün dinmesini ve ne oluyorsa bir an önce halledilmesini diledi içten bir ”ya sabır” çekerek. Bu durumu ...
Updated 08.06.10 at 13:56 by fikir
Yorgundum, uzaklardan getirdiğim dağ kokusunu cehennemin yalımlarına dökmekti amacım. Rüyalarımın boynu vurulmuş, düşlerim çarmıha gerilmişti. Bitkindim, geçtiğim yolları benden gölgeler tutmuştu, ellerinde boyun uçuran hançerlerle. Bir tas şarapla buyur ettin beni kuş uçmaz kervan geçmez hanına. Şarap tasıma bir damlaz gözyaşı döktün. göz yaşını içtim. Ne zaman seni öpmek istesem atımın kişneyen sesi gelirdi. Ama gene de sesiz sabahsız gecenin şafağında dudaklarını içtim. ...
Updated 30.05.10 at 02:31 by temo
Sen gülünce Yıldız düştü karanlığa Ağlayan gök gülümsedi Güneş ilk kez batmadı Zemheri de iğde koktu Sen gülünce. Soğuk sular aktı, kör çeşmelerden Yokuşlar düze döndü, sarp kayalar kum oldu Kesti salkım söğütler ağlamayı Sen gülünce. Minik bir çocuk, yürümeye başladı Kan ter içindeki işçinin alnına, ılık bir rüzgar değdi Felçli parmak kalem tuttu, “gül” diye yazdı ilk önce ...
Yazarak öldüreceğim seni. Derininden bir hançer yarığı yaşatmaz kimseyi. Ölümüne methiyeler dizmek meşrulaştırır mı karanlık yalnızlıkları? Hiç bilemeyeceksin, işte bak methiyeler diziyorum hançer yarığı gözyaşlarına. Kendi kanımı sürüyorum ölümün ağır yenilgisi altındaki titrek dudaklarına. Ah o asi dudaklarına, çıplak tenimde gezen o sıcak dudaklarına, zifiri karanlığımı sürüyorum. Hadi “ne olur” unla zehirle hançerimin ucunu. Bakırımsı gökyüzünün karanlığa dönüşüne şahit olacağız. ...
bir hayvan tanıdım kördüğüm çığlıkları buzdan kayalara çakılı telaşla yayılıyor ateşli dilinde tuzdan damlalar erime düzlüklerinde kaskatı işte ne güneş var ne de gölge bir hayvan tanıdım kristal kalbinde bir yol bulup saplamak için kızıl saçaklarını izlerin gizlediklerine - - - - ...
Ne sanıyorsunuz siz? Fikir yine almış kağıdı kalemi eline, anılarını yazacak diye mi düşünüyorsunuz? Aldanıyorsunuz. Bırakalım böyle kendi kendimize ağlamaları, bakın işte çocukluğumda gençliğimde ama ben şunları yaşamıştım, ama ben bunlara maruz kalmıştım gibi, ben’imize hizmet edecek hikayeler anlatmayı. Bu gün ülkenin geçmişiyle ilgili çok önemli ifşaatlarda bulanacağım. İfşaatlara geçmeden önce kısa bir açıklama yapmakta fayda görüyorum. Bir süredir fısıltı gazetelerinde ...
Updated 20.04.10 at 10:44 by fikir
yıllar evvel galatasaray'a gelmiş en iyi yabancılardan birini, adrian ilie'yi valencia'ya yolcu ediyoruz. kurt menecer becali, sözleşmesine "10 milyon doları getiren alır, gider" maddesini koydurmuş, valencia da bu parayı getirip alıp gitmişti işte. işte o tarihlerde elime aldığım ispanyol spor gazetesi marca'nın sayfalarından birinde görmüştüm bu başlığı: Qué me pasa doctor? (neyim var doktor? : ispanyolca ) adrian ...